Kaç Lira?
Sana bir fıkra anlatacağım… Bu sefer gülmen için değil… Ağlamak mı? O senin bileceğin iş… Ağlayabiliyorsan şayet hiç durma ağla…

Fatih BABAOĞLU
-Kenan Komutan çıkageldi bizim iki kapılıya. Bu günlerde yıllık izinde şükür. Rahat rahat muhabbeti demliyoruz sabahları. Her gelişi bir hikmet. Bir şarjör mermi boşaltırcasına diyeceğini kitabın orta yerinden söyler ve gider mübarek. Yine geldi. Birazdan anlatacağım fıkrayı anlattı ve gitti. Sözüm ona Almanların teolojik bir fıkrasıymış. Öyle yağma yok. Bu sefer bu mermileri birlikte yiyeceğiz.
Dediğim gibi fıkra Almanlara ait. Ne fazla ne eksik tam elifi elifine anlatacağım. Gayrısını sen düşün. Gelelim fıkraya;
Bir gün Tanrı kitap indirmeye karar vermiş. İndirmeden önce de “kullarımla görüşeyim” demiş. Öncelikle Fransızları çağırmış huzuruna sormuş: “Böyle bir kitap var kabul eder misiniz?”
Fransızlar Tanrının sorusuna soruyla karşılık vermiş; “İçerisinde romantizm, aşk ve sevgi var mı?”
Sonra huzuruna Almanları çağırmış Tanrı. Onlara da aynen sormuş. Alman ise “Kitabın girişini biz yazarsak kabul ederiz” diye şart koşmuşlar.
Ondan sonra Türkleri çağırmış Tanrı huzuruna. Aynen onlara da sormuş. Türkler ise “Okumak zorunlu mu? Okuyacak mıyız?” diye sormuşlar Tanrıya.
Nihayetinde Yahudileri çağırmış. Onlara da bir kitap indireceğini kabul edip etmeyeceklerini sormuş. Yahudiler: “Kaç lira?” diye sormuşlar. Tanrı “Bedava” deyince “Peki o zaman Tanrım bize iki tane kitap ver” demişler.
Tevili tefsiri bir yana bırakıp düşünelim. Tanrıyla pazarlığa girmiş bir kavmi düşünün. Şiir şuursa madem şiirle bu ufacık yazıya son verelim.
Ey Müslüman dünya kanın akıyor kanın
Allah hiç yardımcısı olurmu uyuyanın
Uyanın Müslümanlar, Allah için uyanın
Bu oynanan oyuna lanet olsun
Lanet olsun Israil, soyuna lanet olsun!